Ali Aytaç

Jeopolitik & Siyaset · ·3dk okuma

Nadir Toprak Elementleri ve Türkiye'nin Rolü: 694 Milyon Ton Neyi Anlatıyor?

Beylikova'daki rezerv sık sık "dünyanın ikinci büyüğü" diye anılıyor. Rakamın neyi ölçtüğüne, küresel tabloya ve Türkiye'nin gerçek konumuna bakıyorum.

Bu yazıyı İngilizce oku
Gece, rüzgâr türbinleriyle çevrili bir açık maden ocağının ortasında parlayan renkli kristaller ve devre izleri.
İçindekiler
  1. Nadir toprak elementleri nedir, neden önemli?
  2. Küresel tablo: Bir ülkenin elindeki zincir
  3. 694 milyon ton neyi ölçüyor?
  4. Saha ne üretebilir?
  5. Türkiye’nin gerçek kozu ne?

Elektronikle uğraşan herkes, en küçük bir motorun ya da hoparlörün içindeki mıknatısın ne kadar güçlü olabildiğine bir kez şaşırmıştır. O gücün arkasında çoğu zaman adını pek duymadığımız elementler vardır: neodimyum, praseodimyum, disprosiyum. Hepsi “nadir toprak elementleri” denen 17 elementlik ailenin üyesidir.

Birkaç yıldır bu aile Türkiye’de de gündemde. Eskişehir Beylikova’daki sahayla ilgili haberlerin neredeyse hepsinde aynı iki ifade geçiyor: “694 milyon ton” ve “dünyanın en büyük ikinci rezervi”. Bu yazıda o rakamın gerçekte neyi anlattığına bakmak istiyorum.

Nadir toprak elementleri nedir, neden önemli?

Nadir toprak elementleri, periyodik tablodaki 15 lantanit ile skandiyum ve itriyumdan oluşan 17 elementlik bir gruptur [2]. Adlarına rağmen yer kabuğunda çok nadir değillerdir; asıl zorluk, onları ekonomik olarak işlenebilecek yoğunlukta bulmak ve birbirinden ayırmaktır.

ABD Jeoloji Araştırmaları Kurumu’nun (USGS) 2025 raporu kullanım alanlarını sayarken katalizörleri, seramik ve camı, metalurji uygulamalarını ve parlatmayı öne çıkarır. Rapor ayrıca bu elementlerin önemli bir kısmının nihai ürünlerin içine gömülü kalıcı mıknatıslar olarak ticarete girdiğini not eder [1]. Yani bu elementleri çoğu zaman ham madde olarak değil, bir cihazın içindeki parça olarak satın alıyoruz.

Küresel tablo: Bir ülkenin elindeki zincir

USGS verilerine göre 2024’te dünyadaki nadir toprak maden üretimi, nadir toprak oksidi (NTO) cinsinden yaklaşık 390 bin tona çıktı. Bunun 270 bin tonu Çin’de üretildi [1]. Yani her 10 tonun yaklaşık 7’si tek bir ülkeden geliyor. Haberlerde sık geçen “küresel üretimin yaklaşık yüzde 70’i Çin’in elinde” ifadesi bu veriyle uyumludur [1][2].

Rezervlerde tablo biraz daha dağınık ama yön aynı: Dünya rezervleri 90 milyon ton NTO’nun üzerinde, bunun 44 milyon tonu Çin’de [1]. Üstelik bir ülkenin toprağında element bulunması, o elementi kullanılabilir hale getirebildiği anlamına gelmiyor. Cevheri çıkarmak ilk adım; elementleri birbirinden ayırmak ve saflaştırmak ayrı bir sanayi.

694 milyon ton neyi ölçüyor?

Beylikova’daki rakam ilk kez 2022’de dönemin Enerji Bakanı Fatih Dönmez tarafından açıklandı. Dönmez’e göre sahada altı yılda 125 bin 193 metre sondaj yapıldı, 59 bin 121 numune toplandı ve 694 milyon tonluk bir rezerv ortaya çıktı. En büyük saha olarak da Çin’deki 800 milyon tonluk bir saha gösterildi [3].

Bence burada kritik ayrım şu: 694 milyon ton, saf nadir toprak elementi değil, cevher miktarı. Bianet’in derlemesi bu karışıklığı açıkça gösterir. Dönmez rakamı “nadir toprak elementi keşfi” olarak anarken, sonraki bakan Alparslan Bayraktar Aralık 2023’te “yaklaşık 690 milyon tonluk bir cevher” ifadesini kullandı [4]. Aynı derlemedeki bir metalurji mühendisi de ekonomik olarak değerlendirilebilecek rezervlerin yalnızca görünür rezervler olduğunu hatırlatıyor [4].

Bu ayrım önemli, çünkü USGS’in dünya rezervi rakamları cevher değil, oksit cinsindendir [1]. 694 milyon ton cevheri, 90 milyon ton oksitlik dünya rezerviyle yan yana koymak elma ile armudu karşılaştırmaktır. “Dünyanın ikinci büyük rezervi” iddiası, cevher tonajı üzerinden yapılan bir karşılaştırmaya dayanıyor. Oksit içeriği ve ekonomik işletilebilirlik netleşmeden bu sıralama kesin bir bilgi değil.

Saha ne üretebilir?

Asıl soru, Beylikova’nın ne kadar NTO üretebileceği. 2022’deki açıklamaya göre planlanan endüstriyel tesis yılda 570 bin ton cevher işleyerek 10 bin ton nadir toprak oksidi elde edecekti. Sahada bulunan 17 elementin 10’unun bu tesiste üretilebileceği belirtildi [3].

Bu hedef tutarsa ne anlama gelir? 2024’teki dünya üretimi yaklaşık 390 bin tondu [1]. Yıllık 10 bin ton, bunun yaklaşık yüzde 2,5’i eder. Anlamlı bir katkı, ama küresel dengeyi değiştirecek bir hacim değil.

Takvim de henüz netleşmiş değil. Yeni Şafak’ın Kasım 2025 tarihli haberine göre pilot tesis 2020’de kuruldu, saflaştırma oranı yüzde 92-93 seviyesinde. Endüstriyel ölçekli tesisin iki yıl içinde faaliyete geçmesi hedefleniyor. Çin, Kanada, Avustralya ve bazı Avrupa ülkeleriyle işbirliği görüşmeleri sürüyor [5].

Türkiye’nin gerçek kozu ne?

Bence Türkiye’nin kozu “ikinci büyük rezerv” unvanı değil. Asıl koz, Çin’e bu kadar bağımlı bir tedarik zincirinde, coğrafi olarak Avrupa’ya yakın ve işbirliği kapısını birden fazla yöne açık tutan bir alternatif olabilmesi. GZT’nin aktardığı değerlendirme de bu yönde: Türkiye’nin bu alanda seyirci değil, stratejik bir aktör olma eşiğinde olduğu [2].

Ama eşikte olmak, kapıdan geçmek değildir. Bu koz ancak üç şey netleştiğinde gerçeğe dönüşür: cevherdeki oksit içeriğinin uluslararası standartlarda raporlanması, ayrıştırma ve saflaştırma teknolojisinin yurt içinde kurulması ve endüstriyel tesisin takvime oturması.

O zamana kadar “694 milyon ton” bir başarı ilanından çok bir soru işareti. Yeraltında ne olduğunu biliyoruz; asıl merak ettiğim, onu yeryüzüne ne kadar ve ne zaman çıkarabileceğimiz.

Kaynaklar

  1. U.S. Geological Survey, “Rare Earths”, Mineral Commodity Summaries 2025
  2. “Türkiye nadir elementlerde seyirci değil, stratejik aktör olma eşiğinde”, GZT (19 Ocak 2026)
  3. “Bakan Dönmez, dünyanın ikinci büyük rezerv keşfinin detaylarını duyurdu”, Milliyet/İHA (1 Temmuz 2022)
  4. Tuğçe Yılmaz, Vecih Cuzdan, “Beylikova’daki nadir toprak elementleri rezervine dair: Bilinenler ve bilinemeyenler”, Bianet (9 Ekim 2025)
  5. Merve Safa Akıntürk, “Nadir elementlerde üç yeni tesis yolda”, Yeni Şafak (1 Kasım 2025)

Sözlük: Nadir toprak elementleri

Bu yazıdaki görüşler kişiseldir; temsil ettiğim kurumları bağlamaz.

İlgili yazılar