Ali Aytaç

Yapay Zekâ & Vibe Coding · ·3dk okuma

Yapay Zekâ Çağında SEO, AEO ve GEO: Üç Kısaltma, Tek Soru

Arama motorları cevap veren yapay zekâlara dönüşürken içerik nasıl görünür kalır? SEO, AEO ve GEO'nun farkı, araştırmalar ve Google'ın kendi söyledikleri.

Bu yazıyı İngilizce oku
Kulaklıklı, yarı saydam bir yapay zekâ başının içinden geçen renkli ışık çizgileri; yanında GEO, Özgün Veri ve Konu Otoritesi yazıları.
İçindekiler
  1. Üç kısaltma, üç ayrı hedef
  2. GEO’nun akademik doğuşu
  3. Google ne diyor?
  4. Peki llms.txt?
  5. Bu sitede ne yaptım?
  6. Asıl soru

Bu siteyi kurarken en çok vakit harcadığım konu tasarım ya da animasyon değil, görünmeyen bir soruydu: Bu yazıları kim okuyacak? Eskiden cevap basitti; insanlar Google’da arar, bir bağlantıya tıklar, sayfaya gelirdi. Bugün aynı soruyu bir yapay zekâya soran biri çoğu zaman hiçbir bağlantıya tıklamadan cevabını alıyor.

Bu değişiklik üç kısaltmayı gündeme getirdi: SEO, AEO ve GEO. Bu yazıda üçünün ne anlama geldiğine, araştırmaların ne söylediğine ve en büyük arama motorunun bu konuda ne dediğine bakmak istiyorum.

Üç kısaltma, üç ayrı hedef

SEO (Search Engine Optimization, arama motoru optimizasyonu), dijital görünürlüğün temelidir: Bir sayfanın arama sonuçlarında üst sıralarda çıkması için yapılan çalışmalar [5].

AEO (Answer Engine Optimization, cevap motoru optimizasyonu), kullanıcının sorusuna doğrudan ve kısa cevap veren içerik üretmeyi hedefler [5].

GEO (Generative Engine Optimization, üretken motor optimizasyonu) ise içeriğin yapay zekâ sistemleri tarafından anlaşılabilir, güvenilir ve alıntılanabilir hale gelmesini hedefler [5]. Burada amaç sıralamada yükselmek değil, bir yapay zekânın ürettiği cevabın içinde kaynak olarak anılmaktır.

Bence üçünü ayıran şey teknik değil, sorulan sorudur. SEO “beni bulabiliyorlar mı?”, AEO “sorularına cevap verebiliyor muyum?”, GEO ise “beni alıntılıyorlar mı?” diye sorar.

GEO’nun akademik doğuşu

GEO kavramı bir pazarlama sloganı olarak değil, bir araştırma makalesiyle doğdu. Pranjal Aggarwal ve arkadaşlarının 2023’te yayımladığı, 2024’te KDD konferansına kabul edilen çalışma, GEO’yu içerik üreticilerinin üretken motor cevaplarındaki görünürlüğünü artırmaya yönelik yeni bir yaklaşım olarak tanımladı [1].

Araştırmacılar bunu ölçmek için GEO-bench adını verdikleri, farklı alanlardan çok sayıda kullanıcı sorusu içeren geniş bir test seti oluşturdu [1]. Sonuç dikkat çekiciydi: Doğru yöntemlerle içeriğin üretken motor cevaplarındaki görünürlüğü yüzde 40’a kadar artırılabiliyordu [1].

Bu rakamı okurken bir noktaya dikkat etmek gerekiyor: “yüzde 40’a kadar” bir üst sınırdır, garanti değildir. Ama mesaj açık: Yapay zekânın hangi kaynağı alıntılayacağı tesadüf değil, içeriğin nasıl yazıldığıyla ilgili.

Google ne diyor?

İşin ilginç yanı, dünyanın en büyük arama motoru bu konuda oldukça sakin bir dil kullanıyor. Google’ın geliştirici belgelerine göre AI Overviews ya da AI Mode’da görünmek için ek bir gereksinim ya da özel bir optimizasyon yok [2]. Belgeye göre bu özellikler için yeni makine tarafından okunabilir dosyalar, yapay zekâ metin dosyaları ya da eklemeniz gereken özel bir yapılandırılmış veri de bulunmuyor [2].

Google’ın formülü kısa: SEO’nun en iyi uygulamaları yapay zekâ özellikleri için de geçerli [2]. Bir sayfanın bu özelliklerde destekleyici bağlantı olarak gösterilebilmesi için dizinlenmiş olması ve Google aramada özet metinle gösterilmeye uygun olması gerekiyor [2]. Google ayrıca bu özelliklerin bir soruyu alt başlıklara bölüp her biri için ayrı aramalar yaptığını, bu tekniğe “query fan-out” dendiğini anlatıyor [2].

Bir de içerik kalitesi meselesi var. Google, sistemlerinin insanlar için yazılmış, yardımcı ve güvenilir bilgiyi öne çıkarmayı amaçladığını söylüyor. Deneyim, uzmanlık, otorite ve güvenilirlikten oluşan E-E-A-T ölçütlerinin en önemlisinin güven olduğunu belirtiyor [3]. Üretken yapay zekâyla insan denetimi olmadan büyük miktarda metin üretmenin “çok az ya da hiç emek” sayıldığını da açıkça yazıyor [3].

Peki llms.txt?

Bu sitenin kökünde llms.txt adında bir dosya var. Bu öneri 2024’te Jeremy Howard tarafından yapıldı: Web sitelerine, yapay zekâ ajanlarının siteyi kullanmasına yardımcı olacak, Markdown biçiminde bir /llms.txt dosyası eklemek [4].

Google bunun kendi yapay zekâ özellikleri için gerekli olmadığını söylüyor [2]. Ben yine de ekledim, çünkü maliyeti neredeyse sıfır ve okuyucunun tek arama motoru Google değil. Bence doğru tutum, bu dosyayı sihirli bir anahtar değil, küçük bir nezaket olarak görmek.

Bu sitede ne yaptım?

Teoriyi bir kenara bırakıp kendi uygulamama bakarsam, bu sitedeki her karar aynı mantığa dayanıyor. Her yazının sonunda numaralı bir kaynak listesi var, çünkü alıntılanmak isteyen önce kaynak göstermeli. Bir sözlük bölümü var, çünkü net bir tanım yapay zekânın en kolay alıntılayacağı cümledir. Her yazının altında da yazının kişisel görüş olduğunu söyleyen bir not var, çünkü güven, Google’ın da dediği gibi, her şeyin temeli.

Yazıları yapay zekâ desteğiyle hazırlıyorum, ama her biri benim onayımdan geçmeden yayına girmiyor. Bu da Google’ın “insan denetimi” vurgusunun benim için somut karşılığı.

Asıl soru

SEO, AEO ve GEO arasındaki farkı tartışmak faydalı. Ama bence üçü de aynı yere çıkıyor: Okura gerçekten bir şey söyleyen, kaynağını gösteren ve arkasında bir insanın durduğu içerik.

Arama motorları cevap motorlarına dönüşürken asıl değişen ne: içeriğin nasıl optimize edileceği mi, yoksa kimin sesinin alıntılanmaya değer görüleceği mi?

Kaynaklar

  1. Pranjal Aggarwal ve diğerleri, “GEO: Generative Engine Optimization”, KDD 2024 (arXiv:2311.09735)
  2. Google Search Central, “AI features and your website”
  3. Google Search Central, “Creating helpful, reliable, people-first content”
  4. Jeremy Howard, “The /llms.txt file”, llmstxt.org
  5. Vedat Karabulut, “SEO, GEO, AEO: Dijital görünürlüğün yeni üçlüsü”, CNN Türk (8 Aralık 2025)

Sözlük: AEO (Cevap Motoru Optimizasyonu), E-E-A-T, GEO (Üretken Motor Optimizasyonu)

Bu yazıdaki görüşler kişiseldir; temsil ettiğim kurumları bağlamaz.